• Fransa'da gerçekleştirilen bu ulusal popülasyon temelli kohort çalışması,
bebekleri RSV kaynaklı hastaneye
yatışlardan korumak amacıyla son dönemde kullanıma sunulan iki ana stratejiyi doğrudan karşılaştırmıştır.
Araştırma kapsamında, gebeliğin 32-36. haftalarında anneye uygulanan RSVpreF aşısı (maternal immünizasyon yoluyla koruma)
ile doğumdan sonra bebeğe taburcu edilmeden önce uygulanan Nirsevimab (pasif bağışıklama) yöntemlerinin etkinliği analiz edilmiştir.
• Fransız Ulusal Sağlık Veri Sistemi (SNDS) verilerinin kullanıldığı bu çalışmada,
1 Eylül - 31 Aralık 2024 tarihleri arasında doğan bebekler incelenmiştir. Her iki gruptaki bebekler; taburcu tarihi, cinsiyet,
gebelik haftası ve bölge kriterlerine göre 1:1 oranında tam eşleştirilerek toplam 42.560 bebek analize dahil edilmiştir.
Bebekler; ilk RSV kaynaklı hastaneye yatış, ölüm veya çalışmanın kesim tarihi olan 28 Şubat 2025 kriterlerinden hangisi
önce gerçekleşirse o zamana kadar takip edilmiştir.
• Takip süresi sonunda nirsevimab grubunda 212,
RSVpreF aşı grubunda ise 269 RSV kaynaklı hastaneye yatış vakası kaydedilmiştir. Bu sonuçlar,
nirsevimabın hastaneye yatış riskini RSVpreF aşısına kıyasla %26 oranında daha fazla azalttığını göstermiştir (aHR: 0,74).
Özellikle hastalığın ağır seyrettiği vakalarda nirsevimab çok daha güçlü bir koruma sağlamıştır;
yoğun bakıma yatış riski %42 (aHR: 0,58), mekanik ventilasyon ihtiyacı %43 (aHR: 0,57) ve
oksijen tedavisi ihtiyacı %44 (aHR: 0,56) daha düşük gerçekleşmiştir.
Nirsevimabın koruyuculuğu uygulamadan sonraki ilk 30 günden itibaren belirginleşmiş ve
tüm sezon boyunca üstünlüğünü korumuştur. Gerçek dünya verileriyle bu iki yöntemi doğrudan
kıyaslayan ilk geniş kapsamlı araştırma olan bu çalışma; nirsevimabın, antikorları doğrudan
bebeğe aktarması ve uygulama zamanlamasının sağladığı avantajla maternal immünizasyona göre
daha yüksek bir klinik koruma sunduğunu kanıtlamaktadır. Yazarlar, her iki stratejinin de
RSV yükünü azaltmada etkili olduğunu ancak nirsevimabın ağır hastalıktan korumada daha etkili olduğunu vurgulamaktadır.
Bu bulgular, ulusal bağışıklama stratejilerinin planlanmasında kritik bir rol oynamaktadır.